İstanbul'un balıkçı köyleri
Ortasından deniz geçen bir kent olan İstanbul'un pek çok
küçük yerleşim yeri, eskiden geçimini balıkçılıkla sağlıyordu. Şimdilerde bu
köylerin sadece birkaçında aynı gündelik hayat devam ediyor. Gün boyunca
erkekler denizde, kadınlar evde çalışıyor. Kışın balıkçılar avda olduğu için
liman bomboş; yazın ise teknelerini tamir etmekle uğraşan balıkçılarla dolu...
Köylerde şehirden bir iz taşıyan tek şey, son yıllarda açılan küçük balık
restoranları. Balığın en tazesini yiyebileceğiniz bu restoranlar, kentin içinde
tarifsiz bir keyif sunuyor.
Garipçe
Avrupa Yakası'nın en
saklı balıkçı köyü Garipçe. Sarıyer'den sonra Rumeli Feneri-Kilyos yönünde 6
kilometre uzaklıkta. Garipçe yolundan biraz ilerlediğinizde bu küçük köyün
sahiline ulaşıyorsunuz. Tarihi Cenevizlilere kadar uzanan bu şirin balıkçı
köyünde 104 hane var. Zaten balıkçıların deyimiyle "pimapencilik" yapan birkaç
genç ve köyün imamı hariç, herkes balıkçılıkla uğraşıyor. Öyle küçük bir köy ki,
bir tane kahvesi ve bir tane bakkalı var. Muhtar ise köyünsakinlerine "Çok çocuk doğurun ki size okul açayım" diyor. Bu sessiz
sakin balıkçı köyünü, hafta sonları sahildeki üç restoran hareketlendiriyor.
Geçtiğimiz yıl iki gün boyunca köyde park yeri bulmak bile mümkün olmuyormuş.
Meydanın sağ tarafında Aydın Balık, sol tarafında Garipçe Balık restoranı var.
Garipçe'nin en yeni balık restoranı olan Asmaaltı, denize biraz uzak ama çok
güzel bir bahçesi var. Burada köy tereyağı, üç çeşit ev reçeli, Trabzon balı
yiyebileceğiniz bir kahvaltı menüsü de servis ediliyor. Garipçe aslında tam bir
Karadeniz köyünü anımsatıyor. Zaten halkın tümü Trabzonlular'dan oluşuyor.
Burada doğup büyüyen Ahmet Yılmaz, Trabzonlular'ın 150 yıl önce balıkçılık
yapmak amacıyla buraya geldiğini anlatıyor. "Dedelerimiz zamanla ağlarını koymak
için barakalar; kalmak için evler yapmışlar. Ondan sonra kimisi Trabzon'dan
ailesini de getirmiş."
Rumeli Kavağı
İstanbul'un en ünlü
balıkçı köylerinden biri olan Rumeli Kavağı'nda, her bütçeye göre farklı balık
restoranı bulunuyor. Haftasonları
müdavimlerini ağırlayan restoranların çoğunu, köy sakinleri işletiyor. 1971'de
kavaktaki tüm balıkçıların halka ucuz ve taze balık sunmak amacıyla harekete
geçmesiyle açılmışlar. En eskisi 1941'de kurulan İskele Balık Lokantası. Onun
yanı sıra Balıkçı Recai, Balıkçı Kahraman, Günay Balık, Rumeli Kavağı Yedigün,
Süper Yedigün, Reis Balık, Çınaraltı, Nokta, Ayder ve Şampiyon Balık gibi birçok
balık restoranı da var. Buralarda kişi başı 15-20 YTL'ye güzelce karnınızı
doyurup çıkabiliyorsunuz. Rumeli Kavağı ünlülerin en çok rağbet ettiği balıkçı
köylerinden biri. Örneğin Balıkçı Kahraman'ın müdavimleri arasında Hıncal Uluç,
Rahmi Koç, İshak Alaton, Deniz Baykal, Özcan Deniz, Kenan İmirzalıoğlu gibi
isimler var. Bu kadar ilgi görmesinin nedeni ise buraya özgü külde pişirilmiş
kalkan tandır... Balıklar mevsime göre değişiyor. Şu an av yasağı olduğu için
palamut ve torik gibi yumurtalarını bırakan balıkları avlamak yasak. Doğduğundan
bu yana Rumeli Kavağı'nda yaşayan ve denizin içinde büyüdüğünü söyleyen46 yaşındaki
Tarık Karaaslan av yasağı mevsiminde teknelerini boyadıklarını ve ağlarını tamir
ettiklerini söylüyor. Çoğu zaman da balıkçı kahvesinde zaman öldürdüklerinden
şikayetçi, "Rumeli Kavağı'ndaki balıkçılar Eylül'e kadar açlık içinde bu limanda
yatıyor. Önceden biriktirdiklerimizle veya çevremizden aldığımız borçlarla
geçinmeye çalışıyoruz. Eskiden devlet kredi veriyordu. Şimdi onu da kaldırdılar.
Artık avlanırken yakalananlara 560 milyon ceza yazıyorlar. Devlet bu dönem bize
kredi versin, çalışmaya başladığımız zaman geri ödeyelim" diyor. Ama yine de
köydekiler çocuklarının büyüyünce balıkçı olmasını istiyor. 48 yaşındaki
Gündoğdu Tarka ise burada söze giriyor "Kimseyi zorla balıkçı yapmıyoruz.
Okurlarsa memur olurlar, kendilerini kurtarırlar."
Anadolu Kavağı
Anadolu yakasının en hareketli balıkçı köyü Anadolu Kavağı. Gerek
turistik dükkanları, gerekse restoranlarıyla çok cazip. İkinci köprünün
çıkışından sonra Anadolu Kavağı oklarını izleyerek kolayca ulaşabilirsiniz.
Şimdilerde tüm balıkçılar limanda, ağlarını yenilemekle uğraşıyor. 50 yaşındaki
Ahmet Özdemir, bu aralar yılın yorgunluğunu attıklarını söylüyor. Özdemir'inhayatı 13
yaşından beri teknelerde geçmiş. "Balıkçılığın her aşamasını dedemden öğrendim.
Eskiden bu işler daha zordu. Yeni teknolojiler balıkçılıkta da uygulanıyor.
Artık balıkların yerini bulmak çok kolay. Yine de işin en zor tarafı kısa
sürelerle de olsa ailemizden ayrı kalıyor oluşumuz" diyor.
Rumeli
Feneri
Manzara eşliğinde balık yemek isteyenler Rumeli Feneri'ni tercih
ediyor. Burada üç güzel restoran var: Roke Balık Lokantası, Pavurya Restaurant
ve Barınak Balık. Bunların arasında ilk açılan restoran Roke'nin manzarası
müthiş... Masanıza oturduğunuzda bir yanda Karadeniz, diğer yanda Marmara'yı
seyredebiliyorsunuz. Burada Meral Okay, Tan Sağtürk, Emre Altuğ, Sibel Tüzün,
Çağla Şikel gibi ünlü isimlere rastlarsanız şaşırmayın. Garipçeli balıkçılar,
köylerinde liman olmadığı için teknelerini bir diğer balıkçı köyü olan Rumeli
Feneri'ne bırakıyorlar.
Anadolu Feneri
Anadolu Kavağı'ndan
sonraki iki balıkçı köyü ise Poyrazköy ve Anadolu Feneri. Anadolu Feneri oldukça
küçük bir köy. Nüfusu 500 civarında olan köyde,bir bakkal bir de manav var. Köydeki üç restorandan en eskisi
Kaptan'ın Yeri. O kadar ilgi görüyor ki, pazar günleri çok geç saate kalmadan
gitmenizde yarar var. Zaten balıklar öğleden sonra 17.00 gibi bitiyor. Diğer iki
restoran ise Fener Balık Restoranı ve Ayışığı. Tüm bu restoranlarda kişi başı
25- 30 YTL'ye güzel bir sofra kurdurmanız mümkün.
Poyrazköy
Poyrazköy Anadolu Feneri'ne göre biraz daha kalabalık ve turistik bir
köy. Denize girilebilecek bir kumsalı da olduğu için tatilciler de rağbet
ediyor. Yine de köy sakinlerinin yüzde 70'i balıkçı. Sahil boyunca üç tane
restoran var. Kavaktan sonra bu köylere ulaşmak için Beykoz'u geçtikten yaklaşık
4 kilometre sonra, solda Poyrazköy-Anadolu Feneri tabelasını izlemek gerekiyor.
Dar asfalt yolu, sık orman içinden keskin olmayan virajlarla yükseliyor. Anadolu
Feneri'ne doğru giderken solda Poyrazköy yön levhasını izleyerek boğaz kıyısına
iniliyor. Buraya girmeyip düz devam ederseniz Anadolu Feneri'ne gidersiniz.
