Sirince
Sirince
Her ne şekilde olursa olsun, tarih ve doğanın kucaklaştığı bu cennet mekanı henüz görmediyseniz kendinize biraz zaman ayırın ve hayatınıza farklı bir deneyim katın...
Eski bir Rum köyü olan Şirince, Efes'e 12 km., Selçuk'a ise 7 km. uzaklıkta. Köyün kuruluşu M.S. 5. yüzyıla kadar iniyor. Kurtuluş Savaşi sonrasında ,1920'lerde Türk-Yunan değiş-tokuşundan kalan tipik Yunan evleriyle köy, Türk-Yunan kültürünün mükemmel bir sentezi. Köyün mimari yapısı diğer köylerden farklılık gösteriyor. Tüm evler kagir, çok pencereli ve iki katlı. Asma balkonların yanı sıra bodrum katlar kiler ve mutfak olarak kullanılmış. Evlerin pencere kenarları ve saçakları resim ve kuş motifleriyle süslenmiş. Köyde iki kilise, mimari özelliklere sahip ilkokul ve çesme ile kırka yakın manastır bulunuyor. Ayrıca köyde restore edilen Rum evlerinde konaklayabilirsiniz. Her yıl 14 Ekim'de düzenlenen Şirince Şarap ve Bağbozumu Festivali'de bölgenin renklerinden.Eski adıyla dağdaki Efes diye anlırdı.Sirince nin kurulusu ile ilgili iki farklı hikaye vardır.bir hikayede Efesteki sıtma salgınından kacan 40 kişilik bir asiretin buraya yerlestiğini,bir hikaye ise Efesten azat edilen 40 kölenin kacıp buraya saklandığını anlatmaktadır.O dönemlerde selcuk ve bölgesinde yüzlerce sifahaneler vardı.Sirincede farklı bir pozitif enerji boyutu olduğu düsünülerek hastaları cesitli bölgelerden buraya getirilip uzunca bir süre kalırlar ve sirincede yetistirilen sebze ve meyvelerle beslenirlerdi.Bu inanıs günümüzde de devam ederek farklı grupların ilgisini cekmistir.
Rum halkının yasadıgı dönemlerde kusadasına baglı belediye olan yerlesim yerinde nüfüs 4.0000 civarındaydı 1924 yılında ULU ÖNDER ATATÜRK ÜN Yunanıstanın Selanik ve kavala sehirlerinde getirdiği türk ailelerle serüvenine devam etmistir.Dönemin İzmir valisi Kazım Dirik paşa 1930 yılında köyü ziyaret eder ve o zamanki adı olan cirkinceyi sirince olarak degistirir.1950 yılında nüfüs 2000 civarındadır.Eski bir rum ortadoks köyü sirincede 2 kilise ve dağlarda saklanmıs 40 adet manastır vardır.Sirince de evler badadi yapıdır,Genellikle iki katlıdır,eskiden evlerin alt katları daima ahır olarak kullanılırdı,160 tane ev halen yasam alanı olarak kullanılmaktadır.Köyün giriş kısmında sağ taraftaki tepede yer alan kilise, kitabesi olmadığı için eski adı bilinmiyor. Tonozlu ahşap çatiyi taşiyan yan duvarlar kalın ve sekiz pencereli. Pencerelerin her birinin üzerindeki panolarda 12 havarinin resimleri bulunurken, günümüzde sadece Andreas ve Markos'un adları ve resimleri kalabilmiş. Kilise tabanı mermer ve taş döşeli olup, bazı parçaların Selçuk'ta ki İsabey Camii ve St.Jean Bazilikasından getirildiği sanılıyor. Adını, Yunanlı yazar Dido Satiriou'nun "Benden selam söyleyin Anadolu'ya" adlı romanının geçtiği mekan olarak da duyuran Şirince, bir açık hava müzesi görünümüyle ziyaretçi akınına uğruyor. Ege'nin incisi Selçuk ilçesine bağlı Şirince, mimari dokusu el işleri, şarap ve çöp kebabı ile hem göze hemde damağa hitap ediyor.
Tarihi ve mimari dokusu ile görülmeye değer güzellikteki köyün araç girmeyen dar sokakları, parke taş kaplı. Bozulmamış mimari dokuyu hayranlıkla izleyen turistler, köyün bol bol fotoğraflarını çekip karakteristik yapı tarzına sahip evlere konuk oluyorlar. Son yıllarda özellikle Türk mutfağını, tencere yemeklerini tanımak ve tatmak isteyen yabancı turist gruplarına Şirinceli aileler bahçelerinde pişirdikleri köy ekmeklerini, sebzeli yemeklerini ikram ediyor, köyün asma yapraklarında dolmalar sarıp, lokmalar döküyorlar. Efes antik kentini gezmeye gelen turist grupları ve İzmir çevresinden gelenlerin katılımıyla ziyaretçi akınına uğrayan Şirince'de hanımlar, hiç boş durmuyor ,Şirince'de köy kadınları el emeği göz nuru dantelleri, sehpa örtülerini, yazma, yün eldiven, çorap gibi elişlerini hem evlerinde, hemde köy meydanında kurdukları çarsida turistlerin beğenisine sunuyorlar. Yakınlarınıza ve sevdiklerinize mutlaka birşeyler alabileceğiniz bu çarsida, bir de butik bulunuyor. Türkiye'nin dört bir yanında el tezgahlarında dokunan saf yün ve ipek şallar, fularlar, örtüler ve özel tasarım ipek kırlent, şömentabla, masa örtüsü, yatak örtüsü, koltuk şalı gibi ev dekorasyon ürünlerinden oluşan zenginkolleksiyon ve cazip fiyatlarıyla daha şimdiden Türkiye sınırları ötesinde Amerika'da ve Avrupa'da anılır olmuş. Çarsinin diğer bölümlerinde deri masklar, butikler ve bibloların satıldığı çesitli dükkanlar da yer alıyor. Şirince'deki geziniz boyunca 100 yılı geçkin yaşiyla çinar altındaki çay bahçesinde soluklanabilir, tarihi kahvelerde ailece oturabilirsiniz. Fakat dinlenme yerlerinin içinde ilginç bir mekandaha var; Şirince Şarap Evi. Şirince'nin çevresi, üzüm bağlarıyla dolu. Ve yıllardır herkes kendi şarabını üretiyor. Bu gelenek öyle eski ki, Şirinceli yaşlılar Rumlar'dan kalma fıçılar içinde buldukları şarabı mayalanmış külçe gibi, bıçakla kesilebilecek kıvamda olduğunu anlatıyorlar. Köyde çarsi içinde bulunan şarap evi, ilginç dekoruyla yerli ve yabancı tüm turistlerin ailece oturabildikleri bir yer. Hemde öyle bir yerki oturunca canınız bir daha kalkmak istemiyor.
Şirince şaraplarından bir kadeh tadabiliyor, isterseniz şişeyle satın alabiliyorsunuz. Tercihiniz yemek yemekse, yerinde bir karar verdiniz demektir. Zaten Şirince'yi ziyaret edenler de öyle yapıyor. İlk kadehin ardından ikram edilen, üzerine biraz kırmızı pul biber ve kekik dökülmüş has zeytinyağındaki yeşil zeytin, yöresel bir tat. Köyün yeşil zeytin çesitleri, çürütme, baskı zeytin ve kırma zeytin olmak üzere üçe ayrılıyor. Diğer mezeler ise beyaz köy peyniri ve söğüşler olarak sıralanıyor. Ve sıra yörenin ünlü, lezzetli çöp kebabına geliyor. Kekik yada kimyonla da tatlandırabileceğiniz bu kebabın yanında, odun fırınında pişirilmiş ekmeğin tadına doyum olmuyor.
Şirince gezinizde kaşik kaşik yapımı ile uğraşan bazı kişiler görürseniz büyük ustalıkla kısa sürede yaptıkları kaşiklardan mutlaka almalısınız. Zira bir tabak kuru fasulyeyi satın aldığınız bu yaprak kadar ince tahta kaşikla yemenin zevkine ve tadına doyamayacaksınız.
